Ahmet Altan
Ben hep şuna inandım… Biz bu ülkede ne tartışırsak tartışalım, hep aynı şeyi tartışırız aslında.
“Ordu siyasetin içinde kalsın mı, kalmasın mı?” İnsanlar bir tartışmada ne söylerlerse söylesinler hep aynı şekilde ikiye ayrılırlar Türkiye’de:
Ordunun siyasetin içinde olmasından yana olanlar, ordunun siyasetten çıkması gerektiğine inananlar.
Ben, ordunun siyasetten çıkması gerektiğine inananlardanım.
Mustafa Kemal’in her görüşünü paylaşmam ama bu konuda onun görüşlerine tümüyle katılırım doğrusu.
O da, Enver Paşa’nın orduyu doludizgin siyasete sürmesine karşı çıkmış, “orduyu siyasetten çekin” diye çok haykırmış ve eğer yanlış hatırlamıyorsam bu konuda İsmet Paşa’yla birlikte bir de bildiri kaleme almıştı.
Enver Paşa kimseyi dinlememiş…
Sonunda imparatorluğu paramparça etmişti.
Her konuda Atatürk’ü kendine kalkan yapanlar nedense onun bu görüşlerine hiç değinmezler.
Ve, orduyu siyasetin göbeğine yerleştirirler.
Başımız da dertten hiç kurtulmaz o yüzden.
Çünkü ordu siyasete girdi mi bütün sistem altüst olur.
Devlet devletleşemez, hukuk hukuklaşamaz, milli irade yok sayılır, parlamento kenara itilir, halkın ihtiyaçları fark edilmez.
Normalleşemezsiniz, zenginleşemezsiniz, özgürleşemezsiniz.
Avrupa’nın ordusu siyasete müdahale eden tek ülkesi biziz, Avrupa’nın en fakir ülkesi de biziz.
Sizce, bu ikisinin arasında hiçbir bağlantı yok mu?
Türkiye, bu gerçeği çok açık bir şekilde algılamadıysa da kuvvetli bir biçimde sezdi.
Onun için de bu durumu değiştirmeye çalışıyor.
Ordunun 27 Nisan muhtırasına, halkın 22 Temmuz’da verdiği cevap bu isteğin güçlü bir göstergesiydi.
Ama ordu bu mesajı almamakta direniyor. Continue reading


