vaziyet
Demiray Oral
Çocukken Anadolu’nun orta büyüklükteki bir kentinin adliye binasında görüp duyduklarımdan öğrenmiştim. Büyüyüp üniversite tahsil etmeye başlayınca henüz birinci sınıfta, Hukuk Başlangıcı denen derste, aynı şeyi bu kez teorik olarak öğrettiler. Şuydu öğrendiğim: Hâkimler aynı zamanda milletin vicdanını temsil ederler. Kısa ama çok mühim, basit gibi görünen ama kesinlikle öyle olmayan bir cümle. Falanca kanunun filanca maddesinde değil, hukuk adamının vicdanında taşıdığı bir ilke.
★★★
Çocukluğum, bu ilkeyi farkında olmadan öğrendiğim Anadolu’daki o kentin adliyesinde geçti. Babam savcı, adliyenin koridorları ikinci oyun alanımdı. Hemen her gün babamın ardından mutlaka ben de “daire”nin yolunu tutardım. O dairede, yani adliyede kimi zaman küçük bisikletimle slalom yapar, kimi zaman jandarmaların arasındaki sanıkların bileklerindeki kelepçelere korku dolu gözlerle bakardım. Beni kontrol altına alıp, adaletin mülkün temeli olarak normal işleyişinin yeniden tesis etmek için tek bir yoİ vardı. Savcıların çalışma odası olan odada, babamın “makamı“nda oturmam. Çünkü savcıların çalışma masalarının arkasındaki duvarda, vişne rengi kadife bir pano olurdu. Ve bu panonun bir yerinde gizli olan düğmeye basınca adliyenin çaycısı anında yanımızda biterdi. O düğme benim için sınırsız sayıda sarı ve turuncu gazoz içebilmek demekti. Çaycı, gazozu getirdikten sonra alacağı markaların durduğu çekmeceyi ezbere bilirdi. Yıllar sonra hukuk fakültesine gitmemi, bilinçaltımdaki bu gazoz fantezisine bağlayan yorumlar da yapıldı yakın çevremde, ama onlara girersek çıkamayız derim.
★★★
Her neyse, hayatımın ilk hukuk derslerini işte o adliye koridorlarında aldım. “Adalet” denen şeyle ilgili bir şeyler hissetmeye
ilk kez orada yaşadıklarımla başladım. Bir gün, yedi-sekiz yaşlarında, yani benimle yaşıt bir çocuk, polis marifetiyle getirilmişti savcıların odasına. “Suçu” bir bakkaldan gazoz çalmaktı. Polis, bakışları sürekli yerde olan çocuğu bırakıp çıktı odadan. Babam masanın yanındaki bir sandalyeye oturtup “ne oldu, niye yaptın” gibi sorular sordu. Çocuk, canının çok gazoz çektiğini ama ailesinin fakir olduğunu anlattığında inanılmaz şaşırmış, dünyanın hiç de adaletli bir yer olmadığını galiba ilk o zaman fark etmiştim. Babam (yani savcı), bir güzel nasihat ettikten sonra onu yanına çağırdı. Çocuk ürkek adımlarla yürüdü. Savcı (yani babam), yanına gelince onun elini tutup, arkasındaki panoda bulunan benim gizli düğmeme bastırdı. Ve çocuğun korku dolu bakışları arasında çaycı elinde tepsiyle odaya geldi. Sonra mı? Sonrasını anlatmak, o çocuğun tepsideki beyaz gazozu alışı ve içişi sırasında gördüklerimi anlatabilmek için sinemacı olmayı çok isterdim.
Bir hukukçu testi
Günlerdir, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın esas hakkındaki mütalaasını okuyorum. Bünye tepki verdi. Haziran sıcaklarında final sınavlarına çalışıyormuşum gibi okurken uykum gelmeye, midem hafiften ekşimeye
başladı. Kendime acı çektirmeyi sevdiğimi için değil elbette, yazdıklarından yola çıkarak bir şeyler karalarım, Başsavcı‘nın psikolojisini çözerim belki diye okuyordum. Bu sırada e-postama bir mesaj geldi. “Vatoz iftiharla sunar” başlıklı bu mesajın ekinde, “20 soru-özel röportaj” diye bir bölüm vardı. İşte 20 soru’ya bir Başsavcı‘nın verdiği acayip hayali cevaplar:
1- En sevdiğiniz kelime?
- Google
2- Nefret ettiğiniz kelime?
- Ümmetçi+Birinci
3- Ne sizi heyecanlandırır?
- Anayasa Mahkemesi kararının açıklanma anı
4- Heyecanınızı ne öldürür?
- “Aradığınız terimleri içeren hiçbir belge bulunamadı” ibaresi
5- En sevdiğiniz ses nedir?
- “Oy birliğiyle kapatılmasına” diyen hâkimin sesi
6- Nefret ettiğiniz ses nedir?
- Ulusa sesleniş
7- Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
- Ulemalık
8- Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
- Düşünce okumayı istiyordum, o da oldu zaten
9- Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
- Kel Ali (İstiklal Mahkemelerinin meşhur yargıcı)
10- Nerede yaşamak isterdiniz? -1923 Türkiyesi’nde
11- En önemli kusurunuz nedir?
- Gördüğüm her şeyi kapatma takıntım
12- Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?
- Her gördüğümü delil sanmak
13- Kahramanınız kim? -O da Kel Ali…
14- En çok kullandığınız küfür? - Takiyyecinin
15- Şu anki ruh haliniz nasıl?
- İçim içime sığmıyor dersem anla beni
16- Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
- Ben tavuğu kızarmış severim… Şey pardon internetten yanlış kopyaladım. “Baylar, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, memleketi olamaz” diyecektim…
17- Mutluluk rüyanız nedir?
- Tek partili demokrasi
18- Sizce mutsuzluğun tanımı?
- Çok partili demokrasi
19- Nasıl ölmek isterdiniz?
- Mahkemede iddianamemi okurken
20- Ölünce cennete giderseniz, Tanrı’nın kapıda size ne demesini istersiniz?
- Senin naçiz vücudun elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

0 cevap so far ↓
There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.
Yorum Yapın